İletişim
 
 
 
 
 
 
 
Ana Sayfa      Spor
Sık kullanılanlara ekle
        
         Sporun Nedenleri                     Dikkat Edilecekler                           Yürüyüş                            Ağırlık Antrenmanı                      Yaşlılıkta Spor
 
 
 
1985 yıllarında, fitness sporu yapmak amacıyla bir salona üye oldum. İki yıldan daha fazla devam ettiğim salondan gelen teklifle, o salonun çalıştırıcılığını yapmaya başladım. Gün geçtikçe daha yoğun çalışmalarla body buildin yaparak, bu alanda yapılan yarışmalar katılamaya başladım. 1991 yılında katıldığım vücut geliştirme yarışmasında Türkiye üçüncüsü oldum.
 
Yine bu dönemlerde, Türkiye Vücut geliştirme federasyonunun açmış olsu seminerlere katılarak, vücut geliştirme antrenörlüğü belgesi aldım. 1992 yılında da kendi spor merkezimi açarak uzun bir süre salon işletmeciliği yaptım.
 
Ağırlık sporu, bütün spor dallarının temelinde olan ve spor branşına göre detaylara sahiptir. Kendinize uygulayacağınız bölgesel çalışma programları ile vücudunuzu şekillendirip, hem sağlığınızı düzenler, hem de daha hoş görünüme sahip olursunuz. Çoğu kişilerin kendine alacağı kıyafetlere gösterdiği özenin yarısı kadar bedenine gösterse, toplum olarak çok daha sağlıklı ve verimli olacağımıza inanıyorum. 
                                                                                                                                                                                         Mustafa GALLEN
 
 
 
 
                                                                      Tarihçe
Tedricen arttırılan mukavemet antrenmanının geçmişi Antik Yunanistan'a kadar geri gitmektedir. Efsaneye göre Krotonlu Milo yeni doğmuş bir sığırı büyüyüp gelişinceye kadar her gün sırtında taşıyarak antrenman yapmıştır. Bir başka Yunanlı olan tıp adamı Galen 2.yüzyılda günümüzde kullanılan el ağırlıklarının (dumbbell) ilk örneği olan halterleri kullanarak güç talimi yapılabileceğini belirtmektedir.

Hindistan'da da çok eskilere varan bir ağırlık kaldırma geçmişi bulunmaktadır.1100'lerde ağırlık kaldırma ile ilgili tanımlar bulunmakta hatta taş, kum torbaları ve içine çeşitli ağırlıklar konulabilen tahta dubalar ağırlık olarak kullanılmaktadır.

El ağırlıkçıklarına çubukların (barbell) eklenmesi 19.yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. İlk zamanlarda çubuklarda içi kum ile veya kurşun ile doldurulabilen küreler kullanılırdı ancak yüzyılın sonları doğru günümüzde kullanılan demir plakalar kullanılmaya başlandı.
 
Türkler'de ağırlık güreş gibi sporları icra edenler tarafından ağır taşlarla yapılmıştır. Padişah IV. Murat'ın ağır gürzlerle ağırlık çalıştığı, orduda gürz idman yarışmaları düzenlendiği bilinmektedir.

Güç antrenmanlarında izometrik egzersizlerin (ağırlıklı veya ağırlıksız sabit mukavemet çalışmaları) 1930'larda Charles Atlas tarafından popülerleştirildi. 1960'larda egzersiz makineleri ortaya çıkmaya başladı. 1980'lerde kimi vücut geliştirmecilerin Hollywood'da meşhur olmasıyla ağırlık antrenmanları yaygınlık kazandı.
 
 
 
 
 
 
                                                              Sporun Tanımı

Spor evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren önemli bir vasıtadır. Dünya barışına katkı sağlayan bir etkinliktir, diyebileceğimiz gibi çağımız sporunu; fiziksel faydalarının yanı sıra insanların ruhsal sağlığını da olumlu yönde etkilemek, sosyal ve moral kazançlar sağlamak amacı ile yapılan hareketler topluluğu olarak da tanımlayabiliriz. Görüldüğü gibi sporun belirli sözcükle kalıplaşmış klâsik bir tanımı yoktur.
 
Spor sözlük anlamı olarak lâtince DİSPORTARE ve DESPORT biçiminde "dağıtmak, bir birinden ayırmak" anlamına gelen sözcüklerden 17 yüzyıldan sonra günümüze gelinceye kadar ilk hecesi aşınarak "SPORT" biçimine dönüştüğü araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.
 
Britannica ansiklopedisi spor'u " Belirli ölçüde güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler." olarak tanımlamaktadır.
 
Sportif öğelerin tümünde dinlenmek, eğlenmek olduğu kadar aynı zamanda sosyal bir kaynaşma da vardır. Toplumla kaynaşma ve özdeşleşme konusunda spora önemli görevler düşer. Sporun sağladığı bedensel ve ruhsal anlamdaki doyum olanakları, serbest zamanları ve yaşam seviyeleri düzenli olarak artan sanayileşmiş ülkelerin özlemini duyduğu yeni bir yaşam şeklinin ayrılmaz parçasıdır.

 
İnsanlık tarihinden bu güne değin insanoğlu hep çalışa gelmiştir. İlk çağlardan günümüze kadar savaş için çalışmış, barış için çalışmış, kendi egoları olduğu kadar içinde bulundukları toplum için çalışıp durmuşlardır. Peki böyle bir efor kaybı ile bu insanların hepsi spor mu yapıyordu? Sözcüğünün bu günkü tanımına göre tarihte spor ne zaman başlamıştır?
 
Sporun ne zaman başladığının belirlenmesi hemen, hemen olanaksızdır. Bazı araştırmacılar bu soruya; "Spor insanlığın yer yüzüne yayılması ile başlamıştır." derken, bazıları ise spor'u;  "İnsanların ilk çağlarda ana babalarından, daha sonra içinde yaşadıkları kavim ve kabilelerden taklit etmek suretiyle öğrenmişler." demektedirler.
 
İnsanın doğadaki ilk hareketini spor olarak kabul edersek bu konudaki görüşlerin çatıştığını görürüz. Spor vücudu çalıştırmak suretiyle elde edilen güçle bazı işleri yapmak demektir, anlamında kullandığımızda; ilk çağlardan bu güne değin yaptığımız her türlü çalışmanın spor olduğunun kabullenilmesi gerekirdi.
 
Günümüz anlayışına göre spor ilk başta çok önemli bir kitle eğitim vasıtasıdır. Spor insan bedenini fiziki yönüyle geliştirdiği gibi oyunlar, hareketler, yarışmalar vasıtasıyla aynı zamanda insan seciyesini, egosunu, davranış niteliğini, psişik yapısını belirleyen yeni bir bilim dalıdır.
 
Sporun getirdiği farklı sorunlara ait bilimsel bulgu, tartışma ve metodların oluşturduğu alana SPOR BİLİMİ diyoruz. Günümüz özellikle sporda ileri gitmiş ülkelere on yıl öncesine göre daha farklı algılanmaya başlamıştır. Örneğin spor meslek alanları alt gruplara ayrılmış, bu meslek dalları da kendi konularında uzmanlık gerektiren meslekler haline gelmişlerdir. Çok yakın bir zamana kadar ülkemizde de hepimizin bildiği gibi spor meslek dalı olarak sadece beden eğitimi öğretmenliği ile branş antrenörlüğü bulunmakta idi. Oysa şimdi spor'a ilişkin öğretmenlik, kondisyon ve sağlıkla ilgili meslekler, spor yönetimi, spor basını ve yayımcılığı, spor hukuku, spor danışmanlığı, spor bilimcisi, spor hekimliği, spor istatistikcisi, ve benzeri bir çok değişik meslek grupları ortaya çıkmıştır. Bunlar da kendi içerisinde alt gruplara ayrılmaktadırlar.
 
Spor bilim adamları son yıllarda "Beden Eğitimi" sözü anlamına itiraz etmekte ve beden sözcüğü canlı organizmanın sadece fiziksel yönünü ifade etmekte demektedirler. Oysa fiziki yapı ile zihnin birbirinden soyutlanamayacağını, günümüz eğitim felsefesi kavramında beden eğitiminin daha doğrusu spor eğitiminin amaçları beden sözcüğünün çok ötesindeki amaçlara yönelmektedir. Bunlar sosyal, fiziksel, duyusal ve bilişsel (vukufi) gelişmelerdir. Bu amaçlar doğrultusunda beden eğitiminin bedenin geliştirilmesinin ötesinde çok daha fazla anlam taşıması nedeniyle spor bilimcileri bu sözcük yerine "Spor Eğitimi" sözcüğünü kullanmaya başlamışlar ve spor kültürü ile hareket fenomeni birlikteliği beden eğitiminden spor eğitimine geçişi sağlamıştır. Böylece 20. yüzyıl sonlarında "Spor Bilimleri" adı verilen yepyeni bir dal diğer bilim dalları arasında yerini almıştır.
 
 Günümüzde spor bilim adamları eski ve klâsik beden eğitimi kavramından daha üst düzeyde düşünmeye başlayınca insan hareketlerini özellikle sportif hareketleri egzersiz fizyolojisi, biyomekânik, sosyoloji, felsefe,psikoloji, pedagoji, biyokimya gibi çok farklı bilim dalı kökeninden gelerek incelemeye ve irdelemeye başlamışlar ve sonuçta yaklaşık 20 yıllık böyle bir evrim sonucu "Spor Bilimi" ortaya çıkmıştır.
 
 
Spor bilimi doktrininin bu denli yeni boyutlar kazanması ile toplumlar, uluslar ve tüm dünya, spor kavramını deyim yerinde ise adeta yeni baştan keşfetmektedirler.
 
Ahlâk eğitimi ile spor eğitimini de birbirinden soyutlamak olmaz. Bu iki kavram etle tırnak gibi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Büyük önder Mustafa Kemâl ATATÜRK; " Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlâklısını severim." tümcesinde bu hususu en somut biçimde dile getirmiştir. Çünkü kişi seçtiği spor eğitimi vasıtası ile bu sağlam vücuda çelik gibi bir seciye, sade, temiz, açık, doğru ve hür bir ruh aşılar. Sıhhatini ihmal eden kuvvetsiz ve çürük vücudun iyi bir kafa yapısına aday olması oldukça zorlaşır. Ahlâk eğitimi ile spor eğitiminden beklenen sonuç kuvvetli bir kişilik yapısıdır.
 
Spor kavramını tanımlarken dünya barışına katkısından söz etmiştik. O halde biraz da spor'un uluslararası plâtformdaki rolü nedir sorusuna değinelim.
 
Uluslararası spor karşılaşmalarının bir savaş değil tersine bir barış unsuru olduğu hepimizce bilinmektedir. Nasıl ki bir devletler hukuku varsa bir de uluslararası spor hukuku vardır. İnsanoğlunun tekâmülü ile eski Yunandan bu güne değin gelişen kurallar, bu gün ileri düzeydeki prensiplerine ulaşmışlardır. Dolayısı ile sporda kuvvetli olan kazanır, zor kullanan kaybeder. Bireysel anlamda spor, kişinin egemenlik ve olanaklarını değerlendirme duygularını geliştirir. Dolayısı ile kişi ve ulusların eğitimini tamamlar. Müşterek eğitim esasına dayanır ve spor ulusların akıl ve eğitim düzeyinin aynasıdır.
 
Spor uluslararası plâtformada savaşların en asilidir. Çünkü o barışın savaşıdır. Uluslararası spor savaşları politik savaşlara benzemez, hizipler, gruplar oluşmaz. Sportif karşılaşmalar mertçe, hilesiz, dostça ve kısacası sportmencedir. Böyle bir sportmenlik için insan doğuştan sporcu olamaz, o unvanı hak etmesi, kazanması lâzımdır.
 
Uluslararası yarışmalarda sporcuların hepsinde aynı duygu vardır. İç dünyalarını aynı heyecan ve düşünce kaplar. Bu öyle bir dünya savaşıdır ki, hiç bir ulusa yönelmiş değildir. Taraflar karşı karşıya gelmekle birlikte ideal tektir. Dünya gençliği bu muhteşem kalabalık içinde her renk saça, her cins tene ve dünyada mevcut bütün ırklara rastlamak mümkündür. Zaten Olimpiyad Oyunlarının birbirine geçen beş halkası, beş kıtanın birbiri ile kenetlenmesini ifade etmiyor mu? Bu topluluk gençlerin bir dava uğrunda birleştiği muhteşem bir tablodur. Bir dünya barışı tablosu...
 
Sporun anayasası sağlığa, birlik ve beraberliğe, kardeşliğe, arkadaşlığa ve dostluğa dayanan bir insan topluluğu ekolüdür.
 
Kaynaklar:
Bilim Teknik Dergisi sayı   :315 (Caner Açıkada)
Seçilmiş Spor Makaleleri    (Yrd.Doc. Dr. Suat Karaküçük)
Türklerde Spor                  ( Fehmi İşcan)
Derleyen                          : Mustafa GALLEN 
Share